Hüzün
Sinem DEMİROĞLU
Hüzün
Ölümün haince, sinsice dolaştığı bir geceydi.
Beni sana esir eden
Gözlerindi beynimden kalbime akan,
Saçlarındı bir rüzgâr gibi beni savuran,
Kirpiklerindi bir ok gibi yüreğimi dağlayan.
Hasret, bakışındaydı, gülüşündeydi
Ya bu aşkta nesi?
Ne nefes alır,
Nede nefes aldırır
İşte öyle bir aşk bendeki;
Ama tarifsiz ama asi ama yaralı,
İşte öyle bir aşk bendeki
Ama güzel ama büyülü ama gözü karalı
Hüzün ilikli bir düğme gibi
Hep yakamda,
Güz yağmurları gibi aşkından,
Islanır durur bu adam.
Ama hasretinden ama aşkından ama verdiğin
Bu kör olası acıdan.
Hem de akan giden gençliğine bakmadan..
Bir tetiğin ucundaki kör kurşun gibi
Sana kara sevdalı bu adam…
İsyan
Zeynep CEYLAN
İsyan
İstemiyorum artık hiçbir şey
Yeter ki karışmasınlar bana
Dokunmasınlar kanayan yarama
Zorla olmasın hiçbir şey hayatımda
Ben istediğim gibi yaşamalıyım
Ağlamak mı, gülmek mi gerekiyor
Buna ben karar vermeliyim
Ben seçmeliyim kendi kaderimi
Konuşmasınlar hele hiç akıl vermesinler bana
Kendi aklımı kullanmak istiyorum
Kendi dünyamı kurmak…
Kendim olmak istiyorum artık
Kimse istemediklerimi yapmak için zorlamasın beni
Ben Kendi doğrularımı yine kendim bulmak istiyorum
İyiyi kötüyü söylemesinler bana
Bunları ben ayırmak istiyorum
Hayat benim hayatım…
Niçin başkası yaşasın
Niçin onlar mutlu olurken hüzün dolayım
Zaman benim zamanım bırakın peşimi,
Kendim yaratmak istiyorum dünyamı ve çevremi
Susun artık konuşmayın!
Suçlamayın beni, dik başlı asi diye
Siz de gençsiniz siz de bilirsiniz hissettiklerimi
Ama…
Ne olur bırakında kendim yaşayayım
Kendi kaderimi…
On beş Yaşındayım
Müslüm ÖZPOLAT
On beş yaşındayım
Dalga, dalga acım var, acılar içinde kıvranıyorum
Nereye baksam çare var çarelerden çareleri seçemiyorum
Rüzgârlar savuruyor beni, yolumu bulamıyorum
Sonbahar yaprakları gibi teker teker dökülüyorum
On beş yaşındayım…
İçimdeki sessizliği durduramıyorum,
Artık sensiz hayata bakamıyorum,
Gözlerinde damla damla, gözlerimde damla yar
Başımda öyle bir dert var ki
Saçlarımda olmuş beyaz, , beyazlar içinde yar
On beş yaşındayım…
Zamansız dertleri, çileleri gördüm
Kimsesiz ağaçları, ağaçsız kalan kuşları gördüm
Ne aşklar ne bahar ne kışlar gördüm
Yar yarasına dayanamadım nokta nokta öldüm
On beş yaşındayım…
Omuzlar üstünde taşınıyorum, ey yar görüyor musun?
Dinle ne diyorlar duyuyor musun?
Camilerden selaa sesleri yükseliyor adıma
Tam karşında…
Omuzlar üstünde tabut,
Tabutun üstünde kefen,
Kefenin içinde ben,
Benim içimde sen olacaksın sevdiğim!